TZ9YhB. Şanlıurfa Büyükşehir Belediyesi bu kez sofrasını yetim ve aileleri onuruna açtı. İslam İşbirliği Teşkilatı'nın önerisiyle her yıl Ramazan ayının 15. gününde düzenlenen Dünya Yetimler Günü dolayısıyla Büyükşehir Belediyesi tarafından iftar programı düzenlendi. Beyazgül Yetim ve Öksüzlerle Buluştu Şanlıurfa Büyükşehir Belediyesi bu kez sofrasını yetim ve aileleri onuruna açtı. İslam İşbirliği Teşkilatı'nın önerisiyle her yıl Ramazan ayının 15. gününde düzenlenen Dünya Yetimler Günü dolayısıyla Büyükşehir Belediyesi tarafından iftar programı düzenlendi. Büyükşehir Belediyesi Hamarat Eller Sosyal tesislerinde düzenlenen iftar programına çok sayıda yetim, öksüz ve aileleri katıldı. Programa Eşi Betül Beyazgül ile katılan Şanlıurfa Büyükşehir Belediye Başkanı Zeynel Abidin Beyazgül programa gelen çocukları tek tek ziyaret ederek davetlerine katıldıkları için teşekkür etti. Sıcak karşılamalarından dolayı duyduğu memnuniyeti dile getiren Başkan Beyazgül, “Büyükşehir Belediyesi olarak her zaman yetim ve öksüz çocuklarımızın emrindeyiz” dedi. Burada bir açıklamada bulunan Başkan Beyazgül, “Hepinizin gözlerinden öpüyorum. Büyükşehir Belediyesi olarak kardeşlik sofrasında buluşuyoruz. Evlerimizi ve sofralarımızı güzelleştiren çocuklarımız ve onların cıvıl cıvıl sesleridir. Çocuklarımız bizlerin geleceğidir, bizlerde bu bilinçle çocuklarımızın kıymetini bileceğiz ve yarınlara hazırlayacağız. Başı Rahmet ortası mağfiret ve sonu da cehennemden kurtuluş olan mübarek Ramazan ayını idrak ediyoruz. Hamd olsun Ramazan ayının rahmeti ve bereketini yaşıyoruz, hem manevi hem de manevi olarak birçok iyiliğe vesile olunmakta. İşte bu gün çocuklarımızla birlikte olduk. Büyükşehir Belediye Başkanlığı olarak her zaman sizlerin yanınızdayız, inşallah şehrimizin ve sizlerin her türlü sorunu ile yakından ilgileneceğiz. Arkadaşlarımız aranızda ve sizinle ilgili tüm sorunları sizden alacaktır. Çocuklarımızın samimiyeti ve muhabbetinin yanı sıra aileleri olan sizlerin de duaları bizler için çok önemli. Esas olan bu sofranın yemeği değil esas olan birlik, beraberlik, maneviyat ve kardeşliktir. Bu sofralarımızı renklendirdiğiniz için hepinize teşekkür ediyorum” diye konuştu. Mahmut Durgun İlahi gösterisi ile devam eden iftar programına; AK Parti MKYK Üyesi Vildan Polat ve çok sayıda STK temsilcisi katıldı. haber 79983 false Üye Girişi
*Kuran ayetleri, ihtiyaç içindeki yetim ve öksüzlerle aciz ve fakirlerin gözetilmesini inananlar üzerine bir borç kılar. Onların haklarının gözetilmesini, ihtiyaçlarının imkân dahilinde giderilmesini ve onlarla iyi ve güzel ilişkiler içinde olunmasını Kuran’ın bu emirleri bir manada insanları sosyal sorumluluk bilincine sahip olmaya teşvik etmekte ve sahip oldukları nimet ve imkânlarda ihtiyaç sahiplerinin de hakkı olduğunu Ayetlerde “Yetimlere mallarını verin. Temizi pise değişmeyin. Yetimlerin mallarını kendi mallarınıza katarak yemeyin.” Nisa suresi 2- “Yetimin malına yaklaşmayın! Ancak rüştüne erişinceye kadar en güzel yolla ilgilenme hali müstesna” En’am suresi 152 şeklinde buyrulmakta ve yetimlere miras olarak kalanın başka kişilerce yağmalanmasına engel olunmaktadır.*Ayetler bu konu üzerinde ısrarla durarak küçük bir çocuğun dahi hakkının gözetilmesinin önemine vurgu yapmakta, aksi bir durumda ise Allah’ın bu kişilerden çetin bir hesap soracağını birlikte yetimlere ve ihtiyaç sahibi kişilere yapılan yardımlarınv da gönülden ve sevgi dolu gerçekleştirilmesi Ayetlerde “Yoksula, yetime ve esire, yemeği severek yedirirler.” İnsan suresi 8 buyrulmakta ve yapılan iyiliklerin başa kakılmaması ve bu sebepten dolayı ihtiyaç içindeki kişilere eziyet edilmemesi emredilmektedir.*- Yine ayetlerde “Sana, neyi infak edip vereceklerini soruyorlar. De ki İnfak ettiğiniz mal ve nimet; ana-baba, yakınlar, yetimler, yoksul ve çaresizlerle yolda kalan için olmalıdır. Hayır olarak yaptığınızı Allah en iyi biçimde bilmektedir” Bakara suresi 215 buyrularak hayır yolunda yapılacak olan harcamalarda yetimlerin gözetilmesi emredilir.*Sahip olduğumuz maddi tüm nimet ve imkânlar yüce Allah’ın bir yüzden sahip olduğumuz şeyleri paylaşarak ihtiyaç sahibi kişileri gözetmemiz, bu büyük lütfa teşekkür etmenin bir yolu ŞEYLERDEN VERİN“Sevdİğİnİz şeylerden infak etmedikçe zafer ve mutluluğa asla ulaşamazsınız. İnfak ettiğiniz her şeyi, Allah çok iyi bilmektedir.” Ali İmran suresi 92*Ayetten de görüldüğü gibi yapılan infakların harcamaların gözden düşmüş değersiz şeyler olmaması aksine yardımda bulunan kişi için de cazip olan nimetlerden olması Yani kul kendisine yakıştırmadığı şeyleri ihtiyaç sahibi kardeşine de zaman gördüğümüz, giyilemeyecek hale getirene kadar kullanılan ayakkabı ve elbise gibi eşyaların dağıtılmaları ve bu sayede infak yapıldığına inanılması ayetteki inceliği tam anlamıyla karşılayamamaktadır.*Bununla birlikte, ayetteki ifadeyi daha da geniş bir bakış açısıyla değerlendirmek insana hoş gelen bazı eylemlerin de Allah yolunda yapılacak hayırlı işlerin önüne geçirilmemesi yani başka bir ifadeyle insanın vaktini ve kabiliyetlerini de Allah yolunda kullanması ve bir anlamda maddi imkânları gibi infak etmesi gerektiğini düşünmek ANINDA DAHİ MALLARINIZI HAYIR YOLUNDA HARCAYIN“Onlar bollukta ve darlıkta infak ederler. Öfkelerini yutanlardır onlar, insanları affedenlerdir. Allah, güzel düşünüp güzel davrananları sever.” Ali İmran suresi 134*Kuran ayetleri herkesi sahip olduğu imkânlar çerçevesinde hayırlı işler yolunda harcama yapmaya davet etmekte ve bir anlamda bu konuda geçersiz bahanelerin önünü kesmektedir. İnfak etmek yani hayırlı işler için harcamada bulunmak, kulun asli vazifelerinden büyük çoğunluğunun pek çok şeye sahip olmalarına rağmen kendilerini ihtiyaç içinde hissettiklerine ve sahip oldukları şeyleri arttırma hevesi içinde kendilerini infakta bulunacak ekonomik düzeyde görmediklerine şahit oluruz.*Oysa ayetten de açık bir şekilde görüldüğü gibi gerçek bir inananın bolluk anında da darlık anında da gücü ölçüsünde infakta bulunması ve bu asli vazifesinden taviz vermemesi gerekir. - Ortalama bir kişi, içinde bulunduğu durum ve şartları kendi yaşamı için yetersiz görse de şüphesiz kendi durumundan daha kötü durumda olan sayısız insanın var olduğunu Bu sebeple kendisine türlü bahaneler bulmak yerine infakta bulunmaya vesile aramalı ve karşılığını yalnız Allah’tan İSİMLERİCebbârİradesini her durumda yürüten. Yaratılmışların halini Birtakım varlıkları yarıp parçalayarak yeni varlıklara ve yeni oluşlara vücut CERRAHİNİN BABASI EBU’L KASIM ZEHRÂVİ 936-1013Zehrâvİ, bilim tarihçilerince modern cerrahinin babası olarak 30 ciltlik ünlü eseri Kitab Al-Tasrif’te yüzlerce cerrahi yöntem anlatmış, bazıları günümüz cerrahi müdahalelerinde halen kullanılan 200 civarında kendi geliştirdiği cerrahi aleti Bu eser Avrupa’da 17. yüzyıla kadar cerrahide en önemli otorite olarak kabul Günümüzde hâlâ yaraların dikilmesinde kullanılan, vücudun tek tepki vermediği iplik olan katgutu keşfetmiş, ölü bebeklerin çıkarılmasında halen kullanılan forsepsi Hastayla pozitif iletişimin önemini ve fakirlerin de eşit derecede tedaviye hakkı olduğunu vurgulayan ilk tıp Birçok kanser türünü ve hemofilinin genetik olarak geçtiğini keşfeden ilk kişidir.
Yetim ne demektir? Yetim kime denir? Kuran'da geçen yetimlerle ilgili ayetler neler? Yetimlerle ilgili hadisler nelerdir? Yetim hakkı, yetime bakıp gözetmenin fazileti ve mükafatı nedir? Yetimlerle ilgili ayetler ve hadisler...Sözlükte “yalnız olmak, tek başına kalmak” anlamındaki yütm kökünden türeyen yetîm kelimesi çeşitli nesnelerin tekliğini ifade eder. Bu anlamdan hareketle babası ölmüş çocuğa da yetim denir. Çocuğun nafakasını temin etme, haklarını koruma ve onu yetiştirmede babanın daha çok rolü bulunduğundan yetimlik özellikle babaya bağlanmıştır. KURAN'DA YETİMLERLE İLGİLİ AYETLER Bakara 83 "Hani biz, İsrâiloğulları’ndan “Sadece Allah’a kulluk edeceksiniz, ana-babaya, akrabaya, yetimlere, yoksullara iyilikte bulunacaksınız!” diye söz almış ve “İnsanlara güzel söz söyleyin, namazı hakkıyla kılın, zekâtı verin!” diye emretmiştik. Sonra sizden pek azı müstesna, sözünüzden döndünüz ve hâlâ yüz çevirmeye devam ediyorsunuz." Bakara 177 "Yüzlerinizi doğu ya da batı tarafına çevirmeniz iyilik değildir. Asıl iyilik; Allah’a, âhiret gününe, meleklere, kitaplara ve peygamberlere inanan; malını sevdiği halde akrabasına, yetimlere, yoksullara, yolda kalan gariplere, dilenenlere, hürriyetine kavuşmak isteyen köle ve esirlere veren; namazı dosdoğru kılıp zekâtı ödeyen; antlaşma yaptığında sözünde duran; sıkıntı, darlık, hastalık ve şiddetli savaş zamanlarında sabredenlerin yaptığıdır. Kulluklarında samimi ve dürüst olanlar işte bunlardır; gerçek takvâ sahipleri de yine bunlardır." Bakara 215 "Rasûlüm! Sana, Allah yolunda ne harcayacaklarını soruyorlar. De ki “Sevap kazanmak için harcayacağınız şeyleri öncelikle ananıza, babanıza, akrabanıza, yetimlere, yoksullara ve yolda kalmışlara verin.” İyilik olarak her ne yaparsanız, Allah onu mutlaka bilir." Bakara 220 "Allah, hem dünyada hem de âhirette faydanıza olan şeyleri düşünesiniz diye âyetlerini size işte böyle açıklamaktadır. Sana yetimleri de soruyorlar. De ki “Onları ve mallarını koruyup gözetmek onları kendi hallerine bırakmaktan daha hayırlıdır. Şâyet kendileriyle bir arada yaşar, mallarını mallarınıza katarsanız, zâten onlar sizin kardeşlerinizdir; kardeşliğin gereğini yapın.” Kaldı ki Allah, haksızlık yapanla koruyup gözeteni pek iyi bilir. Allah dileseydi, işinizi sarpa sardırır, altından kalkamayacağınız sorumluluklarla sizi zahmete sokardı. Şüphesiz Allah, kudreti dâimâ üstün gelen, her hükmü ve işi hikmetli ve sağlam olandır." Nisâ 2 "...yetimlere mallarını verin. Helâli haram olanla değiştirmeyin; onların mallarını kendi malınıza katarak yemeyin. Çünkü böyle yapmanız, gerçekten çok büyük bir günahtır." Nisâ 3 "...yetim kızlarla evlenip de, adâletli davranamayacağınızdan korkarsanız, o zaman onları değil, size helâl olup hoşunuza giden kadınlardan birini, hatta bunlardan iki, üç veya dördünü birden nikâhlayabilirsiniz. Şâyet bunlar arasında da adâleti sağlayamayacağınızdan endişe ederseniz, o zaman sadece bir kadınla evlenin veya sahip olduğunuz câriyelerle yetinin. Böyle davranmanız, zulme ve haksızlığa meyletmemeniz için en uygun yoldur." Nisâ 5 "Allah’ın, hayatınızın dayanağı kıldığı, koruyasınız diye sizin idâre ve emânetinize verdiği gerek mülkünüz, gerekse yetimlerin mallarını bir takım aklı ermez, nereye ve nasıl harcanacağını bilmez israfçı kişilere vermeyin. Bunun yerine o mallarla böylelerinin yeme-içme ihtiyaçlarını sağlayın, giyeceklerini temin edin. Kaba ve kırıcı olmaktan sakınıp onlara güzel ve yerinde sözler söyleyin." Nisâ 6 "Velîsi bulunduğunuz yetimleri evlilik çağına varıncaya kadar gözetip deneyin. Eğer onların akılca olgunlaşıp kâr-zararı ayırt edebilecek bir duruma ulaştıklarına kanaat getirirseniz, o takdirde mallarını kendilerine hemen devredin. Büyüyecekler de mallarını elimizden alacaklar diye o malları israf ile ve tez elden yiyip tüketmeyin. Zengin olan velî, yetim malına tenezzül etmesin; muhtaç olan da ihtiyaç ve emeğine uygun olarak meşrû ölçüde bir şey yesin. Mallarını kendilerine teslim ettiğinizde de yanlarında şâhit bulundurun. Hesap sorucu olarak Allah yeter." Nisâ 8 "Miras paylaştırılırken, mirasçı olmayan akrabalar, yetimler ve fakirler de orada hazır bulunuyorlarsa, onlara da bu mirastan bir şeyler verin ve gönüllerini alacak tatlı güzel sözler söyleyin." Nisâ 9 "Arkalarında eli ermez, gücü yetmez küçük çocuklar bıraktıkları takdirde, onların halleri nice olur diye endişe edenler, aynı endişeyi diğer insanlar için de taşıyıp yetimlerin hakkına dokunmaktan öylece korkup ürpersinler. Ürpersinler de Allah’a karşı gelmekten sakınsınlar ve gerek miras taksiminde, gerekse yetimlere, yoksullara muamelede sözün doğrusunu ve güzelini söylesinler." Nisâ 10 "...yetimlerin mallarını haksız yere yiyenler, aslında karınlarına sadece ateş doldurmuş oluyorlar. Onlar pek yakında çılgın alevli bir ateşe gireceklerdir." Nisâ 36 "Allah’a kulluk edin ve O’na hiçbir şeyi ortak koşmayın. Ana-babanıza iyilikte bulunun. Akrabaya, yetimlere, yoksullara, yakın komşuya, uzak komşuya, yakın arkadaşa, yolda kalmışlara, elinizin altında bulunan köle, câriye, hizmetçi ve işçilere iyilik yapın. Çünkü Allah, kendini beğenen ve çokça övünüp duran kimseleri kesinlikle sevmez." Nisâ 127 "Kadınlar hakkındaki dinî hükümleri açıklamanı istiyorlar. De ki “Allah, onlar hakkındaki hükmünü açıklıyor Kitapta size okunan âyetler; kendilerine verilmesi gereken miras, mehir gibi şeyleri vermediğiniz, üstelik güzel ve zenginse nikâhlamak istediğiniz, miraslarını kaybetmemek için başkalarıyla nikâhlamak istemediğiniz yetim kızlar, çaresiz kalmış çocuklar hakkında ve yetimlere karşı adâleti yerine getirmeniz hususunda gerekli hükmü vermektedir. İyilik olarak her ne yaparsanız, mutlaka Allah onu bilmektedir.” En'âm 152 “Yetişkinlik çağına erinceye kadar, muhafaza ve yardım maksadıyla en güzel şekilde olanı dışında, yetimin malına yaklaşmayın. Ölçüyü ve tartıyı adâletle tam yapın. Biz hiç kimseyi gücünün üstünde bir şeyle sorumlu tutmayız. Konuştuğunuz zaman, en yakınlarınızın aleyhinde bile olsa adâleti gözetip doğruyu söyleyin. Allah’a ve Allah için verdiğiniz sözleri yerine getirin. İşte bunlar, düşünüp ders almanız için Allah’ın size emrettiği hususlardır.” Enfâl 41 "Şunu bilin ki, ganimet olarak aldığınız şeylerin beşte biri Allah’a, Rasûlü’ne, onun akrabalarına, yetimlere, yoksullara ve yolda kalmışlara aittir. Eğer Allah’a ve iki ordunun karşılaştığı, hak ile bâtılın birbirinden ayrıldığı günde kulumuza indirdiğimize inanıyorsanız bunun böyle olduğunu kabul edin. Allah her şeye hakkiyle güç yetirendir." İsrâ 34 "...yetimin malına yaklaşmayın. Ancak bülûğ çağına erinceye kadar koruma ve geliştirme niyetiyle ona en güzel şekilde yaklaşabilirsiniz. Verdiğiniz sözü de yerine getirin; çünkü herkes verdiği sözden mutlaka sorguya çekilecektir." Kehf 82 “Doğrulttuğum duvar ise o şehirdeki iki yetim çocuğa aitti. Altında da o çocuklara ait gömülü bir hazine bulunuyordu. Babaları da sâlih bir kişiydi. Böylece Rabbin o iki çocuğun olgunluk çağına ulaşıp kendilerine ait o hazineyi çıkarmalarını istedi. Bunların her biri Rabbinden birer rahmet tezahürüdür; yoksa bunları kendiliğimden yapmış değilim. İşte sabretmeye tahammül gösteremediğin hâdiselerin iç yüzü bundan ibarettir.” Sâd 8 “Tuhaf! Aramızda başka kimse bulunamamış da kitap Abdülmuttalib’in yetîmine mi inmiş?” Hayır, hayır! Gerçek şu ki, onların senin doğruluğun aleyhinde söyleyecekleri hiçbir şey yok. Fakat onlar benim kitabımdan tam bir şüphe içindeler. Doğrusu onlar henüz azabımı tatmadılar! Haşr 7 "Allah’ın barış yoluyla fethedilen ülkelerin halkından Peygamberi’ne nasip ettiği ganimet malları Allah’a, Peygamber’e, Peygamber’in yakın akrabasına, yetîmlere, yoksullara ve yolda kalmışlara aittir. Tâ ki o mallar, içinizde sadece zenginler arasında dolaşan bir servet hâline gelmesin! Peygamber size ne verdiyse onu alın; size neyi yasakladıysa ondan da kaçının. Allah’a gönülden saygı besleyip O’na karşı gelmekten sakının. Çünkü Allah’ın cezası pek şiddetlidir." İnsan 8 "Kendi canları çekmesine rağmen yiyeceklerini yoksula, yetîme ve esire seve seve yedirirler." Fecr 17 "Hayır! Doğrusu siz, Allah’tan ikram bekliyorsunuz ama kendiniz yetîme değer vermiyor, ona ikram etmiyorsunuz." Beled 15 "Ya bir akraba olan yetîme," Duhâ 6 "O, seni bir yetîm olarak bulup da barındırmadı mı?" Duhâ 9 "Öyleyse sakın yetîmi ezme, onu küçümseyip üzme." Mâûn 2 "İşte o yetîmi şiddetle iter kakar." YETİMLERLE İLGİLİ HADİSLER Yetimliği bizzat yaşamış olan Hz. Peygamber birçok hadisinde yetimlerin hukuku üzerinde hassasiyetle durmuştur. Resûl-i Ekrem’in, “Allahım! Ben yetimin ve kadının, bu iki zayıf insanın hakkını ihlâl etmekten insanları şiddetle sakındırıyorum” dediği İbn Mâce, “Edeb”, 6, bir defasında şahadet parmağı ile orta parmağını birleştirerek, “Yetimi koruyup gözetenle cennette böyle yan yana olacağız” buyurduğu nakledilir. Şefkatli Ol Hayâta gözlerini yetim olarak açmış olan Allah Resûlü de “Yetime karşı şefkatli bir baba gibi ol!” tavsiyesinde bulunmuştur. Heysemî, VIII, 163 En Hayırlı Ev “Müslümanlar içinde en hayırlı ev; içinde yetime iyi davranılan evdir. Müslümanlar içinde en kötü ev de yetime kötü davranılan evdir.” İbn-i Mâce, Edeb, 6 Cennet Müjdesi - “Bir kimse, müslümanların arasında bulunan bir yetimi alarak yedirip içirmek üzere evine götürürse, affedilmeyecek bir suç işlemediği takdirde, Allah Teâlâ onu mutlaka cennete koyar.” Tirmizî, Birr, 14/1917 - “Kim mes’ûliyeti altındaki kız veya erkek yetim çocuğuna iyi davranırsa; o ve ben cennette şöylece beraber bulunacağız.” buyurarak iki parmağını yanyana getirmişlerdi. Buhârî, Edeb, 24 - “Kim üç yetimi yetiştirir, nafakasını temin ederse, sanki ömrü boyu geceleri namaz kılmış, gündüzleri oruç tutmuş ve sabahtan akşama yalın kılıç Allah yolunda cihad etmiş gibi sevap alır. Keza, ben ve o, şu iki parmak gibi cennette kardeş oluruz” buyurmuş ve ardından şehadet parmağı ile orta parmağını birbirine yapıştırmıştır. İbn-i Mâce, Edeb, 6 - Avf b. Mâlik el-Eşcaî’nin naklettiğine göre, Resûlullah sav şöyle buyurmuştur “Ben ve karşılaştığı sıkıntılar ve bakımsızlık yüzündenyanakları kararmış kadın kıyamet gününde şu ikisi işaret parmağı ve orta parmak gibi yakın olacağız. O kadın ki kocasının ölümü sebebiyle dul kalır da asil ve güzel olduğu hâlde çocukları yetişinceye ya da ölünceye kadar kendisini yetim çocuklarının bakımına hasreder ve evlenmez.” Bunu söylerken Hz. Peygamber’in yaptığı gibi râvi Yezîd de orta parmağı ile işaret parmağını birleştirerek işaret etti.Ebû Dâvûd, Edeb, 120, 121 Saç Teli Kadar Sevap Yazılır - “Bir kimse sırf Allah rızâsı için bir yetimin başını okşarsa, elinin dokunduğu her saç teline karşılık ona sevap yazılır...” Ahmed, V, 250 - “Eğer kalbinin yumuşamasını istiyorsan fakiri doyur, yetimin başını okşa!” tavsiyesinde bulundu. Ahmed, II, 263, 387 Yetimlere Bakmanın Fazileti - “Ben her mü’mine kendi nefsinden daha ileriyim, daha yakınım. Bir kimse ölürken mal bırakırsa o mal kendi yakınlarına âittir. Fakat borç veya yetimler bırakırsa, o borç bana âittir; yetimlere bakmak da benim vazîfemdir.” Müslim, Cuma, 43; İbn-i Mâce, Mukaddime, 7 - “Büluğ çağına ulaştıktan sonra yetimlik kalkar...” Ebû Dâvûd, Vesâyâ, 9 - “Bize Nebî’nin zekât memuru geldi. Zekâtı zenginlerimizden alıp fakirlerimize verdi. Ben yetim bir çocuktum. Bana da bir deve verdi.” Tirmizî, Zekât, 21 - “Bugün Allah için bir yetim başı okşadınız mı? Bir hasta ziyaretine gittiniz mi? Bir cenâze teşyîinde bulundunuz mu?” diye sorardı." Müslim, Fedâilu’s-Sahâbe, 12 Yetimler Hakkında Allah'tan Korkun Enes şöyle anlatır Vefâtı esnâsında Resûlullah’ın yanındaydık. Bize üç defâ “Namaz husûsunda Allah’tan korkun!” dedi. Sonra da şöyle buyurdu “Emriniz altındaki insanlar hakkında Allah’tan korkun, iki zayıf hakkında Allah’tan korkun Dul kadın ve yetim çocuk. Namaz husûsunda Allah’tan korkun!” Sonra, “namaz, namaz” diye tekrar etmeye başladı. Mübârek lisanları söylemez olunca bile rûh-i mübârekleri çıkıncaya kadar bunu içten içe tekrar edip durdular. Beyhakî, Şuab, VII, 477 Kalbinin Yumuşamasını İstiyorsan “Eğer kalbinin yumuşamasını istiyorsan fakiri doyur, yetimin başını okşa!” İbn-i Hanbel, II, 263, 387 Yetim Malına El Uzatma - “Ey Ebû Zer seni zayıf görüyorum. Doğrusu ben kendim için istediğimi senin için de istemekteyim. Sakın iki kişiye dahi emir olma ve yetim malının velayetini de üzerine alma!” Nesâî, Vasâyâ, 10 - “Allâh’ım! İki zayıf kimsenin; yetimle kadının hakkını yemekten herkesi şiddetle sakındırıyorum.” İbn-i Mâce, Edeb, 6 Yetim Malı Yiyenlerin Akıbeti Allâh Rasûlü -sallâllâhu aleyhi ve sellem-, Mîrâc’da bir topluluğa uğradılar ve gördüler ki, onların dudakları deve dudağı gibidir. Birtakım vazîfeli memurlar da onların dudaklarını kesip ağızlarına taş koyuyor. “–Ey Cibrîl! Bunlar kimlerdir?” diye sordu. Cebrâîl -aleyhisselâm- “–Bunlar, yetimlerin mallarını haksızlıkla yiyenlerdir!” dedi. Taberî, XV, 18-19 Helak Edici 7 Şey Hazret-i Nebî -sallâllâhu aleyhi ve sellem- birgün “−Yedi helâk edici şeyden kaçının!” buyurdu. Sahâbîler “−Ey Allâh’ın Rasûlü! Bunlar nelerdir?” diye sordular. Fahr-i Kâinât Efendimiz “−Allâh’a ortak koşmak, sihir büyü yapmak, Allâh’ın dokunulmasını haram kıldığı bir canı haksız yere öldürmek, fâiz yemek, yetim malı yemek, savaş meydanından kaçmak, nâmuslu ve mâsum kadınlara zinâ isnâd etmektir.” buyurdu. Buhârî, Vasâyâ, 23; Müslim, Îman, 145 YETİME BAKMANIN FAZİLETİ İslam ve İhsan
öksüz kelimesi"ög" eski türkçede "anne" sözcüğünün eşanlamlısıdır. yani "ögsiz", "anasız" ise arapça ytm kökünden gelen yatim "anasız veya babasız" sözcüğünden öksüz annesini, yetim babasını kaybeden çocuklara verilen sifati cocuk buluğ çağına gelene kadar annesini hem de babasını kaybedenler de öksüz diye anılır. ekşi sözlük kullanıcılarıyla mesajlaşmak ve yazdıkları entry'leri takip etmek için giriş yapmalısın.
yetim ve öksüzlerle ilgili ayet